Bir okulda öğrencilerin günlük yaşamda karşılaştıkları sorunlara çözüm üretmeleri amacıyla bir proje başlatıldı. Öğretmenleri, öğrencilerden çevrelerinde dikkatlerini çeken bir sorun belirlemelerini ve bu sorun için uygulanabilir bir çözüm düşünmelerini istedi. Öğrencilerden bazıları okul bahçesindeki atık miktarını, bazıları ise sınıflarda gereksiz yere kullanılan kâğıtları incelemeye karar verdi.
Mert, sınıflardaki kâğıt kullanımını araştırmayı seçti. İlk olarak bir hafta boyunca sınıflarda kullanılan kâğıt miktarını gözlemledi. Özellikle tek bir yüzü kullanılmış kâğıtların çöpe atıldığını fark etti. Ancak yalnızca gözlem yapmakla yetinmedi. Öğretmenleri ve arkadaşlarıyla konuşarak bu durumun nedenlerini anlamaya çalıştı.
Yaptığı görüşmeler sonucunda bazı öğrencilerin boş kalan sayfaları yeniden kullanabileceklerini düşünmediklerini öğrendi. Bunun üzerine Mert, kullanılabilir durumdaki kâğıtların ayrı bir kutuda biriktirilmesini önerdi. Kutunun üzerine de “Bir yüzü boşsa, yeniden kullan!” yazısını ekledi. İlk günlerde kutuya çok az kâğıt bırakıldı. Mert, önerisinin işe yaramadığını düşünmeye başladı.
Birkaç gün sonra sınıftaki öğrencilerden biri, hazırlanan kutunun ne işe yaradığını arkadaşlarına anlattı. Bunun ardından öğrenciler kullanılabilir kâğıtları kutuya bırakmaya başladı. Bir hafta sonra Mert, kutuda biriken kâğıtları saydı ve ilk günlere göre belirgin bir artış olduğunu gördü.
Projenin sonunda öğrenciler çalışmalarını sınıfta sundu. Mert, bir sorunu çözmenin yalnızca iyi bir fikir bulmakla tamamlanmadığını fark etti. Bir fikrin işe yarayabilmesi için sorunu doğru anlamak, çözümü denemek, sonuçları gözlemlemek ve gerektiğinde yöntemi geliştirmek gerekiyordu.